Genel Bilgi

Muğla, 2017 yılı itibarıyle 938.751 nüfusa sahip olan ilimiz en kalabalık 24. şehir konumundadır. Ege Bölgesi'nde, topraklarının küçük bir kısmı Akdeniz Bölgesi içine giren, Ortaca, Dalaman, Fethiye, Marmaris, Milas, Datça ve Bodrum gibi tatil bölgeleri ile ünlü bir yerleşim yeridir. İlde 13 ilçe bulunur.



Şekil 2.1 Türkiye Haritasında Muğlanın Konumu


YüzÖlçümü12.974 km²
Nüfus938.751
Rakım670 m
Nüfus Yoğunluğu69/km²


Tarihçe 


Antik Karya bölgesinin en eski yerleşimlerinden biri olan Muğla, bilinen tarihi boyunca başlangıçta Anadolu'nun yerli halkı Karyalıların, ardından kısmen ve kısa dönemler halinde Mısır, Asur ve İskit işgallerinin, zamanla da özellikle kıyılarda Helenistik kolonizasyon hareketinin egemenliği altında kalmıştır. Önce Medler, daha sonra Persler Muğla'yı idareleri altında almışlar ve bölgeyi bir satrap aracılığıyla yönetmişlerdir. Büyük İskender'in ordularıyla gelişinde Muğla bölgesi bir Karya satrapı tarafından yönetilmekte idi.

'Karya' isminin bölgeye MÖ 3400 yıllarında gelen kavimlere önderlik etmiş 'Kar' isimli bir komutandan kaynaklandığına ilişkin tezler öne sürülmektedir. Bölge çağlar boyunca Karya olarak anılmış ve kuzeyde Söke, Aydın, Nazilli üzerinden başlayıp güneyde Dalaman Çayının denize döküldüğü yerde biten Karya bölgesi, kuzeyinde Lidyalıların, güneyinde Likyalıların ve Anadolu içlerinde de Frigyalıların hüküm sürdüğü bölgelere komşu olmuştur.
Kavimleri Karya bölgesine kıyılardan başlayan çok uzun bir süreçte nüfuz etmişlerdir. Knidos (Datça yarımadasının ucu) ve Halikarnas (Bodrum) ile başlayan Helen kolonizasyonu ile zamanla Daldala (Dalaman), Stratonikea (Yatağan Eskihisar), Nakrasa (Karakuyu), Akassos (Bozüyük) ve Fethiye çevresinde de Telmessos, Xantos (Kınık), Patara (Minare) ve Tlos (Eşen) kentleri kurulmuştur.
MÖ 334 yılında Karya'ya gelen Büyük İskender, Perslerin çekilmesiyle ortaya çıkmış kardeşlerarası bir saltanat kavgasıyla karşılaştı. Kardeşlerden Ada ve ağabeyi ve kocası Hidrieus ile Mausolus ve kızkardeşi ve karısı Artemisia, diğer kardeş olan Piksodaros'un isyanı ile karşı karşıyaydılar ve bu nedenle kuzeye Alinda'ya (Karpuzlu) çekilmişlerdi. Ada Alinda'nın anahtarlarını Büyük İskender'e göndererek kendisini annesi olarak kabul etmesini istedi. İskender de bu isteği kabul ederek Ada'yı Karya satraplığına getirdi. Ancak ertesi yıl İskender'in Likya'ya geçmesiyle Piksodaros ablası satrap Ada'yı öldürerek yerine geçti. İskender'in haznedarı Filotas'ı satraplığa ataması da asayişi sağlamadı ve İskender'in uzaklaşmasıyla bölge Bergama ve Roma egemenliğine kadar (yaklaşık iki yüzyıl) 
sürecek bir anarşi döneminin içine düştü. 395'te Roma İmparatorluğu'nun ikiye ayrılmasıyla da Karya Bizans İmparatorluğu içinde kaldı.
Muğla ili tarihî kalıntılar açısından son derece zengin olup, sınırları içinde 103 ören yeri bulunmaktadır.
Muğla, kadim medeniyetlere ev sahipliği yapmış ve her devirde önemini korumuş bir şehirdir. İslam hâkimiyetinden önceki medeniyetler tarafından Karya, İslam hâkimiyeti sonrasında da Menteşe ismini alan bölgenin merkezi konumundaki Muğla'nın ismini nerden aldığı konusu açık değildir. Evliya Çelebi, Seyahatnamesinde Muğla ismi konusunda şunları yazmıştır:
Sene (…) tarihinde büyük bir savaş olmuş ve Rum keferesinin elinden Menteşe Oğlu Darahikey Veziri Muğlı Bey fethetmiştir. Muğlı Bey Mahan memleketinde Hz. Muhammed (SAV)'i rüyasında görüp daha sonra ulemanın huzurunda İslamiyeti kabul etmiştir. Muğla Kalesi'ni fethettikten sonra ise bu şehrin ismi Muğla diye anılmaya başlanmıştır. Farsça'da 'Muğ' kafir anlamına gelmektedir. Muğlı Bey Müslüman olduktan sonra birçok hizmetler yapmış ve birçok gazaya katılmıştır.
Evliya Çelebi, Muğla isminin kaynağını bu şekilde yazsa da bu bilgiler doğrulanamamıştır. Büyük olasılıkla Muğla ismi, antik çağdaki ismi olan Mobolla'nın bozulmasıyla ortaya çıkmıştır. Mobolla ismi daha sonraki Türk hâkimiyeti sırasında 'Mogola' olsa da 1307 (m. 1889) Aydın Vilayeti salnâmesinde ise 'Mobella' olarak belirtilmektedir.[3]
Muğla'da ilk yerleşimlerin ne zaman başladığı hakkında önemli bir bilgi yoktur. Fakat kentin eskiden İç Karya olarak adlandırılan bölgede yer aldığı bilinmektedir. Karya'nın M.Ö.2000'de Hititlerce de bilinen bir medeniyet olduğu göz önüne alınırsa Muğla'da yerleşimin bu tarihlere kadar geriye gittiği söylenebilir. Bazı kaynaklarda da bu bölgeye ilk yerleşenlerin Hititler olduğu yazılıdır. Sırasıyla Frig, Lidya, Pers, Makedon, Bergama Krallığı ve Roma hâkimiyetini yaşayan şehir, Menteşe Bey tarafından 1284'de alınmasıyla ilk defa Türk hâkimiyetine girdi.
Yıldırım Beyazıd tarafından 1391'de Osmanlı hâkimiyetine giren Muğla'daki bu ilk Osmanlı hâkimiyeti geçici olmuş, şehir 1402'de Timur tarafından alınmış ve nihayetinde 1425 yılında 2. Murat devrinde tam anlamıyla Osmanlı devletine bağlanmıştır. Kentin siyasi önemi Osmanlı devrinde daha da artmıştır, çünkü Menteşe Beyliği devrinde bu bölgenin yönetim merkezi Milas iken, Osmanlı devleti bu yeni sancağın yönetim merkezi olarak Muğla'yı seçmiştir.
Muğla, Osmanlı devleti dönemi boyunca dışarıya kapalı küçük bir şehir olarak kaldı. 1. Dünya Savaşı'ndan yenik çıkan Osmanlı İmparatorluğu toprakları İtilaf Devletleri tarafından paylaşılınca Muğla 11 Mayıs 1919 tarihinde İtalya tarafından işgal edildi. Anadolu'nun işgali sırasında Muğla'da Kocahan Mitingi düzenlenmiş ve tüm Anadolu şehirleri gibi Muğla'nın da bu işgallere direneceği ilan edilmiştir. Bunun üzerine kentte Vatan Müdafaa Cemiyeti, Serdengeçtiler Müfrezesi, Muğla Kuvayi Milliyesi gibi direniş komiteleri kurulmuştur. 1920'de Ankara'da açılan 1. Dönem meclisine 6 milletvekili gönderen kent İtalyanlar'ın kentte fazla etkin olmamasından yararlanarak Menderes boyunca başlayan Yunan işgaline karşı kurulan direniş faaliyetlerine katılmıştır. Ege'de 57. Tümenden kalanlarla birleşen gönüllüler, Aydın çarpışmalarında düşmana ağır kayıplar verdirmişlerdir. Ege illeri arasında Muğla işgal sırasında en fazla şehit veren il olmuştur. İç durumun karışıklığı, Yunanlılar ve işgal ettiği yörelerde ekonomik egemenlik kurma düşüncesine dayanan İtalyan politikasını Muğla halkı işgal süresince kurnazca değerlendirmiş, iki ateş arasında kalmaktan kurtulmuş. Anadolu'daki durumun kötüye gittiğini anlayan İtalya, 2. İnönü Zaferi kazanıldıktan sonra ülkesindeki iç siyasal dalgalanmalarını öne sürerek 5 Temmuz 1921'de Muğla'dan ayrılmıştır.

[Kaynak: Resmi Kurumlar,Wikipedia, Diğer İnternet Siteleri.]

Cumhuriyet dönemi

Cumhuriyetin kurulmasından sonraki idari yapılanmada Muğla ilinin yönetim merkezi olan şehir, dağlık yapısı ve dışarıya açılan elverişli bağlantı yollarına sahip olmadığından gelişememiştir. Yıllarca sadece il merkezi olmasının verdiği hareketlilikle gelişmeye çalışan Muğla son yıllarda özellikle üniversitenin açılması, yeni sanayi bölgesinin kurulması tarım ve turizm faaliyetlerinin de artmasıyla dışarıya açılmaya ve gelişmeye başlamıştır.

2012 yılında çıkarılan 6360 sayılı kanun ile Muğla'da sınırları il mülki sınırları olan büyükşehir belediyesi kuruldu ve 2014 Türkiye yerel seçimlerinin ardından büyükşehir belediyesi çalışmalarına başladı.

COĞRAFİ ÖZELLİKLERİ

Muğla ili Güneybatı Anadolu'da yer alır. Menteşe yöresinin güneyi ile Teke yöresinin batı kesimini kapsar. Akdeniz bölgesinde yer alan Teke yöresi ile Ege bölgesinde yer alan Menteşe yöresini ayıran sınır; Marmaris'in doğusunda yer alan Karaağaç limanından başlayıp NE-SW yönünde Namnam çayı vadisini takip eder. (I. Coğrafya Kongresi, 6-21 Haziran 1941). Batıdan Ege Denizi, güneyden Akdeniz ile çevrili olan Muğla'nın kuzeyinde Gökbel Dağı (1422 m.) ve Oyuklu Dağı, kuzeydoğusunda Sandıras Dağı (2295 m.), Göktepe (2407 m.) doğusunda ise Dumanlı Dağı (1973m.) Akdağ (3024m.) ın oluşturduğu yüksek sahalar bulunur.


Muğla ilinin kuzey, kuzeybatı kesimini oluşturan Menteşe yöresi, oldukça arızalı topografyası ile dikkati çeker. Birçok yerde akarsular ile yarılmış yüzeyi hafif dalgalı ve düzce bölümler bulunduğu gibi sırt ve tepelerin birbirine yakın yükseltilerde olması, bu yörenin bütünüyle bir aşınım yüzeyi üzerinde şekillendiğini gösterir. Yörenin dağları bu aşınım yüzeyi üzerinde yükselmekte, depresyonlar da bu yüzey içerisine yerleşmiş durumda bulunmaktadır.


Menteşe yöresinin bütününü kapsayan bu ana birim "Menteşe Platosu"dur. Kuzeyde, Büyük Menderes vadi tabanından dik yamaçlar ile çıkılan plato yüzeyi, 500-600 m. yükseltide bulunur. Menderes masifinin gnaysları üzerinde şekillenmiş bulunan plato yüzeyi Çine, Karacasu, Bozdoğan tektonik depresyonları ile KB-GD doğrultulu bölümlere ayrıldığı gibi akarsular tarafından da parçalanmıştır. Ancak vadiler arasındaki sırtlar yayvan biçimli ve üstleri düzce olup, akarsu aşındırmasının etkili olmadığı yerlerde düzlükler bulunur.


Yükselti değerleri birbirine yakınlık gösterir. Menteşe yöresinin güneyinde plato karakteri daha belirgin olup burada genç tektonik fayların etkileri hemen göze çarpar. Gökova körfezi kuzeyindeki doğu - batı uzanışlı dik fay yamacı yukarısında ortalama 700-800 m. yükseltide uzayan plato yüzeyi faylarla parçalanmış olup arızalı bir görünümü vardır (KAYAN, 1979). Muğla çevresinde ortalama 1000-1200 m. yükseltide geniş alanlar kaplayan post neojen aşınım yüzeyi, Oyuklu ve Yılanlı dağlarının eteklerinden Gökova körfezine doğru uzanır. Bu aşınım yüzeyi üzerinde nisbi yüksekliği 500-600 metreyi geçmeyen tepeler yükselir. Bol yağışlı bu sahada kalkerlerin yaygın olması nedeniyle akarsular ile yarılmadan ziyade karstlaşma gelişmiştir (DARKOT - ERİNÇ, 1954). Fay diklikleri arasında karstlaşmış birçok çukurluk bulunması Muğla çevresinin önemli bir jeomorfolojik özelliğidir. Batıda Milas, Mumcular arasında dış bükey bir çizgi boyunca Güllük körfezini çevreleyen çukurluklardan, derin yarılmış dik yamaçlar ile plato yüzeyine çıkılır. Doğuda ise Menteşe platosunu, Gölgeli dağ ile Akdağ sırası çevreler.


Menteşe Platosu üzerinde yükselen dağlar tek tek ele alındığında yapısal ve orografik uzanışlarının Menderes masifinin güney kenarının etkisiyle, batıda KB-GD, Milas-Yatağan arasında D-B, doğuda ise KD-GB doğrultusunda olduğu görülür. Gnayslardan oluşan Menderes masifinin güney sınırı, araştırma sahasının kuzeyinde Bafa gölü - Milas - Yatağan - Kavaklıdere arasında dış bükey bir yay çizer. Masifi çevreleyen şist ve mermerlerden oluşan metamorfik örtü kuşağında, monoklinal duruşlu tabakaların kolay aşınabilenleri (Kristalen şistler), çukurlukları (sübsekant depresyonları) ve daha dayanıklı olan mermerler ise bu çukurluklar arasındaki monoklinal yapılı dağ sırtlarını (genellikle hogbek) oluşturmuştur. Daha güneydeki dağ sıraları ise Menteşe platosunun faylarla parçalanan bölümlerinin çarpılarak yükselmesiyle (tilting) meydana gelmiştir.


Menteşe Dağları, yukarıda belirtilen yapısal ve oroğrafik doğrultuyu kesen dağlık kuşaklar halinde uzanır. Bu durum, Menderes masifinin dom şeklinde yükselmesi sonucunda çevresinde ışınsal uzanışlı depresyonların oluşmasıyla belirmiş olup; Büyük Menderes vadisi ile Gökova körfezi arasında uzun çukurluklar ile ayrılmış İlbir dağı (1083 m.) Batı ve Doğu Menteşe dağları yer alır (KAYAN, 1979). Batı Menteşe dağları; KB da Menteşe platosunun akarsularla çok parçalanmış bir bölümü ile başlar. Burada yükselti ortalama 500 - 600 m. kadardır. Bafa gölü doğusunda plato yüzeyinden birdenbire yükselen dağların yükseltisi 1000 m. yi aşar. Milas -Yatağan arasında ise B - D doğrultulu dağ kütlelerinin yükseltisi Aksivri tepede 1376 m., Bencik dağı'nda 1396 m. dir. Batı Menteşe dağlarının güneydoğu ucu Menteşe platosunun kalkerler üzerinde uzanan, yükselerek plato-dağ özelliği almış bölümlerine bağlanır. Burada yüzeyi ortalama 1200-1300 m. yükseltideki Marçalı dağı (Kavak Dağı 1370 m) yörenin tipik plato - dağlarındandır. Gökova Körfezinin hemen kuzeyinde plato karakteri daha belirgin olup, yükselti ortalama 700 - 800 m., doruklarda 1000. m.dir. Doğu Menteşe dağları da kuzeyde Menteşe platosu üzerinden başlar ancak Yatağan-Kavaklıdere arasında yükseltisi azalır ve platoya geçilir. Fakat GD da yeniden yükselerek Oyuklu dağında 1892. m. ye ulaşır. Burası Menteşe yöresinin en yüksek yeridir. Muğla doğusundaki arazide Menteşe platosunun faylarla parçalanıp bloklar halinde yükselmiş bölümlerinden oluşan dağlar yer tutar. Burada doruklar 1400 - 1600 m. yükseltilere kadar çıkar. Güneye doğru yükselti giderek azalır ve 600 - 700 m. yükseltilerdeki plato yüzeyine geçilir. Yatağan - Turgut depresyonunun kuzeyinde bu iki dağlık kuşak birbirine yaklaşır ve burada yer alan Gökbel Dağı ise 1422 m yükseltidedir.


Menteşe Platosu üzerinde yükselen bu dağlar arasında ise büyüklü küçüklü depresyonlar bulunur. Genellikle tektonik hareketler ile oluşmuş bu depresyonlarda bulunan neojen çökelleri, bunların neojende oluşmaya başladıklarını gösterir. Kalkerlerin yaygın olduğu Muğla ve çevresinde bu depresyonlar karstlaşmıştır. Dağlık kuşaklar ile depresyonların uzanışları paralellik gösterir. Batıda Bafa gölü - Milas çukurluğu ve İlbir Dağı, Yatağan depresyonu ve Muğla çevresindeki karstik depresyonlar ile doğuda Akçay depresyonu KB-GD doğrultusunda uzanır. Yatağan - Turgut depresyonu tek ve düzgün biçimli bir çukurluk olmayıp, birçok yan depresyonla birleşmiş durumdadır. Neojenin çeşitli dönemlerine ait linyit kömürü ihtiva eden göl ve akarsu çökelleriyle dolmuş durumdadır. Bu dolgu alanları kolayca aşınmış, tepelik araziler olarak şekillenmiştir.


Alüvyal ova tabanları dar alanlıdır. Yatağan depresyonu ve çevresinin sularını Çine çayı ve kolları toplayarak Büyük Menderes ırmağına akar.


Güneyde Muğla kalker platosunda tektonik hareketler ile gelişen çukurluklar (Muğla, Yeşilyurt, Ula, Gülağzı, Yerkesik, Akkaya, Çamköy, Yenice) karstlaşmıştır. Önceleri kapalı bir depresyon olarak gelişen Ula, Çamköy ve Yeşilyurt depresyonları daha sonra dış drenaja bağlanarak flüvio - karstik depresyonlar haline gelmiştir (KAYAN, 1979). Bu yörenin en büyük kapalı havzasını oluşturan Muğla Polyesi, deniz seviyesinden 620 m. yükseklikte, KB - GD doğrultusunda uzanır. Ortalama 12 km. uzunlukta, 4 km. genişliktedir. Tabanı oldukça düz olan polye, kuzey ve güneyden dik yamaçlar ile çevrilidir. Oldukça dik olan kuzey yamaçları KB doğrultulu bir fay yamacına karşılık gelir. Kışın yağışların başlaması ile polyenin alçak kısımları sığ bir göle dönüşür ve tabanda toplanan sular Hamursuz tepenin doğusunda bulunan çayır düdeni ve tabandaki çatlaklar vasıtası ile boşaltılır. Yöredeki karstik depresyonlardan sızan sular Gökova körfezinin kuzey yamaçlarındaki kaynaklardan çıkar (GÖZENÇ, 1964).


Menteşe Yöresinin batısında, Güllük Körfezi ile Gökova Körfezi arasında geniş başlı ve dar boyunlu Bodrum yarımadası yer alır. Orta yükseklikte tepelerin bulunduğu yerey doğuya doğru yükselir. Yarımadanın batısı volkanik kayaçlardan oluşurken, doğusu çoğunlukla kalkerlerden meydana gelmiştir. Yer yer neojen çökelleri de bulunur. Kalkerin yaygın olduğu kesimler yüzeysel akışın zayıf olduğu irili ufaklı çukurları, oyukları ve sarnıçları ile tipik bir karst görünüşüne sahiptir. Yarım adanın baş kısmındaki küçük koylar (ans: anse şekilleri), burunlar, yarımadalar ve adalar doğudaki Gökova Körfezinin bir çizgi gibi uzayan düz ve dik kıyıları ile zıtlık meydana getirir. Yarımadanın güneyinde önü Karaada ile korunmuş Bodrum limanı (koyu) yer alır (DARKOT, B. - TUNCEL, M. 1978).


Gökova körfezi, Ege denizinden Anadoluya doğru sokulan büyük bir graben olup jeolojik, tektonik ve morfolojik özellikleri bakımından farklı iki üniteyi birbirinden ayırmaktadır. Kuzeydeki kalkerler ortalama 600-700 m. yükseklikte, üst yüzeyi arızalı, Gökova'ya bakan yamaçları dik yamaçlı bir blok teşkil eder. Güneyde ise genellikle serpantin kütlenin flüviyal aşınması ile oluşmuş tepelik araziler geniş yer tutar. Körfezin (grabenin) doğuya doğru karadaki devamı durumunda olan Gökova çevreden taşınmış çeşitli malzemenin birikmesi ile alüviyal boğulmanın meydana geldiği küçük bir ovadır. Bugünkü morfolojik görünüm üzerinde ise üst pliyosende başlamış olan tektonik hareketler etkili olmuştur. Ege karasının çökmesi ile oluşan grabenlerin en güneyde bulunanıdır, körfezi oluşturan doğu batı uzanışlı fay, diğer yapısal doğrultuları da kesmiş durumdadır (KAYAN, 1971).


Muğla'nın güneyinde biri batıya diğeri güneybatıya yönelmiş iki yarımada ile bunları bağlayan geniş bir berzah kısmı bulunur. Batıya uzayan yarımada Datça ya da Reşadiye yarımadası, güneybatıya uzayan ise Bozburun yarımadası (Daraçya yarımadası) dır. Bu iki yarımadanın birleştiği berzah kesiminin güneyinde Marmaris koyu yer alır. Datça yarımadası, arası neojen (kısmen pliosen deniz tortulları) hatta alüvyonlar birikmiş çukur alanlar ilebirbirinden ayrılmış tepelik alanlardan oluşmuştur. Yarımadanın batısında daha çok mezozoik kalkerler bulunurken doğusu serpantinlerden oluşur. Yarımadanın en yüksek yeri batısında yer alan Bozdağ olup 1163 m. yükseltiye ulaşır. Bozburun yarımadası II. zaman kalkerlerinin yaygın olduğu, oldukça sarp, dağlık, tepelik bir sahadır. Kuzeyinde yer alan Hisarönü körfezi ile Datça yarımadasından ayrılır, batısındaki Sömbeki körfezi ile de yarımadanın baş kısmı ikiye ayrılır. Bu yarımadaların berzah kısmı yükseltisi 1000 m.yi geçmeyen tepelerin yer aldığı serpantin ve peridoditlerin yaygın olduğu bir alandır.        


Koylar

Marmaris'in kuzeydoğusunda bulunan Balan Dağı 999 m. yükseltidedir. Bu dağlar güneyde iki koyla ayrılmıştır. Doğuda Karaağaç, Aksaz; batıda ise Marmaris koyları bulunur. Marmaris koyu, çıkışında yer alan iki adayla korunmuş olup, büyük olan Yıldız adası, ince bir dille karaya bağlanıp doğal bir mendirek meydana getirmiştir. Limanın açık denize çıkışı, uzaktan seçilemeyen iki ada arasındaki boğazla sağlanır (DARKOT -TUNCEL, 1978).


Marmaris koyu doğusundan başlayıp kuzeydoğuya yönelen hat boyunca Teke yöresi başlar. Bu yörenin araştırma sahası içerisinde kalan bölümü, Fethiye çevresinde E - W doğrultulu tektonik bir hat ile morfolojik anlamda ikiye ayrılır. Bu fayın kuzeyinde kalan kesim NE - SW doğrultulu kuşaklar halinde uzayan yüksek plato ve dağlardan, güneyde kalan çöken kıyı bölümü ise dağlık-tepelik tektonik bloklar ve bu tektonik bloklar arasında açılmış depresyonlardan oluşur (DOĞU, 1988). Namnam çayı ile Dalaman çayı arasında yer alan Sandıras dağı (2295 m.), Miosen sonlarından itibaren etkili olan ve 4. zaman boyunca devam eden tektonik hareketler ile şekillenmiştir. Miosen aşınım yüzeyleri parçalar halinde çeşitli yükseltilerde bulunur. Mezozoik yaşlı peridodit ve serpantinlerden oluşan dağın 1000 - 1300 m. leri arasında uzanan aşınım yüzeyinin üzerinde kalan kısımları basık bir koni görünümündedir. 2000 m. üzerindeki alanlarda Würm buzullaşması etkisinde çeşitli buzul şekilleri gelişmiştir (DOĞU, 1993). 


Dalaman çayı ile yukarı Eşen Çayı arasında NE yönünde uzayan dağlık kuşak, Fethiye kuzeyinde ofiyolitler üzerinde şekillenmiş sırt ve tepeler ile başlayıp mezozoik kalkerlerden oluşan yüksek dağlık araziler olarak devam eder. Bu yüksek ve devamlı dağlık kuşağın esas sırtının yüksekliği 1750 m. lerde yer alsa da üzerinde kabaran geniş yaylaların ve arka arkaya sivrilen tepelerin yükseltisi 2000 m.'yi aşar. Çal dağı 2185m., Boncuk Dağı, 2418 m., Yaylacık dağı 2114 m. yükseltiye ulaşır. Bu dağlık kuşağın Fethiye körfezine bakan güney eteklerinde 900 m.lerde Nif ovası, Gedre ovası, Üzümlü ovası gibi küçük karstik çöküntü ovaları yer alır. Fethiye'nin güneyinde dik bir fay yamacı ile yükselen Baba dağı (1969 m.) deniz kıyısından hemen yükseldiği için ulu bir dağ görüntüsü verir. Üzerinde parçalar halinde düzlüklerinde yer aldığı bu dağlık kütlede mezozoik kalkerler deniz seviyesine kadar iner. (SARAÇOĞLU, 1988) Fethiye - Kemer kara yolunun geçtiği eşik alanda yükseltisi 250 m.'yi geçmeyen tepeler yer alır. Ofiyolitler üzerinde şekillenmiş bu eşik alandan kuzeye doğru yükselti artar ve kalker sahalara geçilir.


Muğla'nın doğusunda yer alan Eşen Çayı vadisi ise N - S doğrultulu çok geniş bir tektonik oluk meydana getirir, doğudan Dumanlı Dağ ve Akdağ'ın uzantıları batıdan ise Babadağ ile sınırlanır. Yapı ve morfolojik görünüm bakımından dik yamaçlar ile sınırlanmış arızalı bir çevre, eşik alanlar, alüviyal dolgu ve bir deltadan oluşur. (GÖÇMEN, 1977) Bu tektonik oluğun tabanına yerleşmiş olan Eşen Çayı, taşıdığı alüvyonları Akdeniz kıyısında biriktirmesi ile bir delta oluşturmuş ve bu deltanın gelişmesi ile antik Letoon kenti ve Patara limanı dolmuştur (ÖNER, 1997).


Tektonik Yapı

Bodrum civarından başlayıp Fethiye'ye kadar uzanan E - W doğrultulu tektonik hattın güneyinde kalan, ve çöken kıyı bölümü, dağlık-tepelik tektonik bloklar ve bu tektonik bloklar arasında açılmış depresyonlardan oluşur. Bu bloklar arasında açılan Köyceğiz ve Dalaman depresyonları Akdeniz'in bir koyu iken bugün alüvyonlar ile dolmaları neticesinde, ovaya dönüşmüşlerdir. Kuaterner deki iklim salınımları ve yerel tektonik olaylar ile bu depresyonlar hızla dolmaya başlamış, Dalaman çayının Dalyan civarında geliştirdiği deltasının bir set meydana getirmesiyle, buradaki körfez Köyceğiz gölüne dönüşmüştür. M.S. 500'lü yıllarda Dalaman çayı yatak değiştirip şimdiki Dalaman ovası yönünde akarak deltasını geliştirmiştir (DOĞU,1988). Köyceğiz gölü, NE-SW yönünde 20 km. uzunluğunda olup en geniş yeri 12 km. olan göl, güneye doğru daralarak 8 km. ye iner. Yağışlı dönemlerde gölün fazla suları Dalyan boğazından Akdeniz'e ulaşır. Fethiye Körfezinin doğusunda yer alan Fethiye Ovası 5-6 km. genişliğinde küçük bir ovadır. Tektonik hatlar (faylar) ile sınırlanan ova çevredeki yüksek sahalardan inen küçük dere ve sel sularının getirdiği materyalin körfezin doğusunu doldurması ile oluşmuştur. İki belirgin kıyı taraçası mevcut olup Fethiye'nin bulunduğu yerde Nice seviyesine karşılık gelen 2 m. lik bir taraça ile bundan belirgin bir diklikle ayrılan ikinci bir taraça bulunur (TUNCEL -GÖÇMEN, 1973).


Güneybatı Anadolu kıyıları son derece parçalı ve girintili çıkıntılı olup, ans ria, haliç ve limana benzeyen şekiller bulunmakla beraber bu şekillerden hiçbiri tek başına hakim durumda değildir. Karışık bir topoğrafyanın boğulmasından meydana gelmiş hususi bir kıyı şekline sahip bu kıyılara "Menteşe tipi" kıyılar denilebilir (DARKOT - ERİNÇ 1954). Ege denizi kıyılarının tipik özelliği olan doğu - batı yönlü büyük horst ve grabenleri dikine kesen kıyı çizgisinin, güneye gidildikçe dereceli olarak boyuna bir özellik kazanmaya başladığı görülür. Güllük - Milas ve Gökova depresyonları E - W yönlü çöküntü havzaları olsa da kuzeydeki grabenlere oranla daha kısa ve kenarları düzensiz olan çöküntü (Graben) havzalarıdır. Burada yapısal çizgileri enine kesen bir kıyı tipinden, yapılara paralel uzayan Akdeniz tipi kıyılara geçiş gözlenir ve genel olarak holosen transgresyonu nedeniyle su altında kalmış bir reliefin bütün özelliklerini taşır. Güneyde Marmaris limanının bulunduğu körfezin doğu ağzı, bir kıyı kordonu ile kapatılmış olup, uzaktan fark edilmediği ve kaptanları aldattığı için "yalancı boğaz" denilmektedir. Körfezlerin ağzını kapatan böyle gelişkin ve büyük kıyı kordonları Akdeniz'in bir özelliği olduğundan, Marmaris'ten itibaren Batı Akdeniz kıyıları başlar. Burada kıyılar genellikle yüksektir, ancak Köyceğiz ve Dalaman ovaları, Göcek ve Fethiye körfezi ile Eşen çayının denize döküldüğü alanlarda gelişmiş delta ovaları bu yüksek kıyıların uzanışını kesintiye uğratır (EROL, 1991).


Akarsular

Yörenin önemli akarsuları Dalaman çayı ve Çine çayıdır. Dalaman çayı ilk kaynaklarını Burdur ilinde; Boncuk dağ, Yeşilgöl dağı ile Söğüt gölü çevresindeki dağlık sahalardan alarak, Gölhisar ovasında büyük bir akarsu durumuna gelir. Acıpayam yakınlarında keskin bir dirsek yaparak güneybatıya yönelir ve sarp, derin boğazlardan geçerek, alüvyonlarını yığarak oluşturduğu Dalaman ovasına iner, Akdeniz'e dökülür. Yağışların çoğaldığı kış aylarında ve ilkbaharda debisi artar, kurak yaz aylarında ise debisinde azalma görülür. Büyük Menderes ırmağının kollarından olan Çine çayı ise Yatağan depresyonu çevresindeki dağlık sahalardan beslenir. Bu akarsuyun kolları oldukça güneye, Yeşilyurt depresyonuna kadar uzanır. Yatağan'ın kuzeyinde dar bir vadiden geçerek Çine ovasına çıkar. Yine Büyük Menderes'in kollarından Akçay, kaynaklarını Gölgeli dağlarından alır, Yılanlı dağı ve Sandıras dağının kuzey yamaçlarındaki dereler ile beslenerek büyür, kuzeybatı yönünde akar. İnceleme sahasındaki iklim özelliklerine bağlı olarak akarsular, Akdeniz yağış rejiminin etkisindedir. Yağışların çoğaldığı kış ve bahar aylarında suları kabarır, kurak yaz aylarında ise azalır ve birçok küçük akarsu (Çaydere, Namnam çayı, Ören çayı, Sarı çay vb.) temmuz ve ağustos aylarında kurur.


Batıdan Ege denizi, güneyden Akdeniz ile çevrili bir kıyı yöresi olan Muğla'da; Akdeniz iklimi özellikleri görülür. Ancak kıyı şeridi ile bu kıyının gerisinde yer alan plato ve yükseltisi yer yer 2000 m.'ye kadar yükselen dağlık alanlar arasında fiziki coğrafya faktörlerinin etkisi ile iklim koşulları bakımından yerel farklılıklar ortaya çıkar.


Muğla ve çevresinde Akdeniz termik rejimi ile bu termik rejimin karasal geçiş tipi görülmekte olup, genel olarak kış ayları serin - ılık, yaz ayları ise sıcak geçer. Ancak yükselti ve denize yakınlık - uzaklık gibi faktörler nedeniyle kıyı kesimi ile kıyıya göre daha içeride ve yüksekte bulunan depresyonlar arasında önemli farklılıklar bulunmakta olup, bu durum kış mevsiminde daha da belirginleşir. Örneğin ocak ayında Muğla'da aylık ortalama sıcaklık 5.3°C iken Bodrum'da 11.1°C dir.


Rüzgar

Muğla ve çevresinde rüzgar esme yönleri ve esme frekansları ile genel basınç koşulları arasında bağlılık olmakla birlikte kıyı konumu ve relief özelliklerinin etkisiyle farklılık görülür. Nitekim rüzgarların yıllık ortalama esiş frekansları açısından Muğla'da %38.1 ile W sektörlü; Bodrum'da %38.6 ile N sektörlü; Fethiye'de %38.9 ile E sektörlü; Dalaman' da %34.4 ile N sektörlü; Marmaris'te % 38.7 ile N sektörlü; Yatağan'da %35.8 ile N sektörlü ve Milas'ta %32.8 ile S sektörlü rüzgarların üstünlüğü bulunmaktadır. Ortalama rüzgar hızlarının değerleri düşük olup yıllık ortalama 1.8 m/sn (Yatağan) -3.9m/sn (Bodrum) arasında değişirken zaman zaman süreklilik göstermeyen şiddetli fırtına ve orkan özelliği gösteren rüzgarların da estiği kaydedilmiştir. Gün içerisinde ise öğleden sonra rüzgar hızları daha fazladır.


Yağış Rejimi

Akdeniz yağış rejiminin hüküm sürdüğü inceleme alanında yıllık yağışın % 55 - 61 kış mevsiminde, % 1 - 5'i yaz mevsiminde meydana gelirken, ikinci derecede yağışlı olan ilkbahar ve sonbahar mevsimi % 18 - 23 oranında yağış alır. Ancak kıyıya göre daha içeride ve yüksekte olan Muğla, Yatağan ve Milas'ta ilkbahar, sonbahardan % 1 - 6 kadar fazla yağış alır. Bu durum ilkbaharda görülen konvektif kararsızlıkla ilgilidir. Muğla ve çevresinde yıllık ortalama yağış tutarlarının dağılışı bakımından önemli farkların olduğu görülür. Nitekim yıllık ortalama yağış tutarlarına göre Bodrum (710 mm.), Yatağan (671 mm) ve Milas (732 mm) orta derecede yağışlı alanlar olarak belirirken, Fethiye (868 mm), Dalaman (1021mm), Muğla (1186 mm), ve Marmaris (1191) çok yağışlı alanlar olarak ortaya çıkar. Özellikle Muğla ve Marmaris'in 1200 mm ye yaklaşan yıllık ortalama yağış değerleri ile Ege bölgesi içerisinde en çok yağış alan istasyonlar olmalarının yanı sıra ülkemizin en çok yağış alan Karadeniz kıyı kesiminden sonra ikinci derecede bol yağış alan yörelerinden biri olduğu görülür. (İKİEL, 1997)


Araştırma sahası, görülen iklim koşullarına bağlı olarak Akdeniz (Ege - Akdeniz) fitocoğrafya bölgesi içerisinde yer alır. Doğal bitki örtüsünün bozulmadığı alanlarda 800 - 1000 m. yüksekliğe kadar kızılçam, yükseklerde ise karaçamlardan oluşan ormanlar yer alırken, doğal vejetasyonun tahrip edildiği alanlarda ise 600 - 800 m. yüksekliğe kadar maki vejetasyonu görülür. Maki olarak belirtilen ağaççık ve çalılar Akdeniz ikliminin tipik elemanıdır. 


Kızılçam ormanlarının çeşitli yollardan tahrip edilmesi sonucunda ortam bu ağaççıklar ile kaplanmaktadır. Maki vejetasyonunun tahrip edildiği alanlarda ise boyları 50 - 100 cm arasında değişen çalılardan oluşan Garig (Frigana) vejetasyonu gelişir (ATALAY, 1994). Orman bakımından zengin olan Muğla ilinin % 67 si ormanlar ile kaplı olup 2000 m. yüksekliğe kadar olan alanlarda genellikle kızılçam, meşe, karaçam ve ardıç lardan oluşan ormanlar yer alırken, daha yukarılarda Alpin çayırlar bulunur. 2200 m.'den yüksek alanlar ise çıplak kayalık halindedir. Yerleşme alanlarının çevresindeki kızılçam ormanlarının tahrip edildiği alanlarda ise Maki vejetasyonu gelişmiştir.


Araştırma alanının önemli tarım alanları olan depresyon tabanları ve delta ovalarında, alüviyal ve kolüviyal topraklar yaygın olarak bulunurken , bu sahaları çevreleyen dağlık, tepelik alanlarda başta iklim ve vejatasyon olmak üzere anakaya, zaman ve topoğrafik koşulların etkisinde gelişmiş zonal topraklar içerisinde yer alan kırmızı Akdeniz, kırmızımsı - kahverengi Akdeniz, kırmızı - sarı podzolik ve kalkersiz kahverengi orman toprakları yaygındır. Toprak oluşumunda, iklimin yanı sıra ana kaya özelliklerinin de önemli ölçüde etkili olduğu kireçsiz kahverengi topraklar ise Milas - Bafa Gölü arasındaki çöküntü alanında bulunur (T.C. K.İ.B. Topraksu Gen. Müd. Muğla İli Toprak Kaynağı Envanter Raporu, 1972).


Muğla'da yerleşme oldukça eski dönemlerde başlamaktadır. İlkçağda Karyalılar yerleştiği için Karia adı verilen yöre sırasıyla Hititler, Frigler, Lidyalılar egemen olmuş, Dorlar ve İyonlular gelerek yerleşmiş, M.Ö. 546'da Perslerin, M.Ö. 334'de Büyük İskender'in daha sonraları Roma ve Bizans hakimiyetinde kalan bölge 1284 yılında Menteşe Bey tarafından fethedilmiş, 1391'de Osmanlı topraklarına katılmış ise de 1402 de Timur'un egemenliğine giren bölge tekrar Menteşe beyliğine verilmiş 1425 te II. Murat zamanında Menteşe beyliği tümüyle Osmanlı imparatorluğuna katılmıştır. Menteşe Beyliği döneminde Bodrum kalesi Seant Jean Şövalyelerinin eline geçmiş, 1522'de Kanuni Sultan Süleyman tarafından Rodos adası ile birlikte Bodrum kalesi de alınmıştır. Menteşe beyliği Osmanlı devletine katıldıktan sonra kurulan Menteşe sancağının merkezi Milas'tan Muğla'ya taşınmış, Cumhuriyetin ilanıyla birlikte il olan Muğla idari bir merkez durumuna gelmiştir.


Elverişli iklim koşullarına rağmen genellikle engebeli, dağlık, tepelik arazilerin yaygın oluşu ve tarım alanlarının yetersizliği, Muğla'da nüfus ve yoğunluğunun az oluşuna sebep olmuştur. Nüfusun daha çok tarıma elverişli ve turizm faaliyetlerinin geliştiği sahalara toplandığı görülür. Ege ve Akdeniz'e kıyısı bulunan yörede, denizciliğe elverişli birçok koy ve körfez bulunmasına rağmen, kıyı gerisindeki alanın topografik özellikleri nedeniyle hinterlandının dar oluşu büyük limanlar olmasına engel teşkil etmiştir. Cumhuriyet döneminde Muğla - Aydın, Muğla - Denizli, Muğla- Fethiye - Antalya karayolunun ve Dalaman hava alanının yapılması ile yöre, çevredeki diğer alanlar ile iyi bir ulaşım imkânına kavuşmuş olsa da gelişen turizm faaliyetlerinin yarattığı talep nedeniyle yaz aylarında ulaşım sıkıntılı bir durum almaktadır. Özellikle hava ulaşımında artan ihtiyacı karşılamak için ikinci bir havaalanı (Bodrum - Milas hava alanı) yapılmış olup üçüncü bir hava alanına ihtiyaç duyulmaktadır.


Endüstri

Yörede, mevcut endüstri tesisleri içerisinde bitkisel yağ ve sabun üretimi, Maden sanayi, gıda sanayi, yat ve tekne imalatı ile kereste doğrama ve mobilya sanayi tesis sayısı bakımından önde gelir. İstihdam açısından linyit işletmeleri  termik santrallar ve mermer işletmeleri ön plandadır.


Turizm

Güneybatı Anadolu'nun en önemli özelliği ülkemizin çok tanınan ve gelişmiş bir turizm yöresi olmasıdır. Güllük körfezi kuzeyinden Eşen çayı deltasına kadar birçok koy ve körfez ihtiva eden ve 1000 km.' den fazla bir kıyı şeridine sahip olan yörede, turizm faaliyetleri için elverişli iklim şartları, tabiat güzellikleri ve tarihi eserlerin bulunması turizm açısından aranan, talep edilen bir yer durumuna gelmesini sağlamıştır. Son yıllarda yapılan yatırımlar ile bölgedeki turistik tesis ve yatak kapasitesinde önemli artışlar sağlanmıştır.


İl Turizm Müdürlüğü'nün verilerine göre 2013 yılı itibariyle Muğla ili hudut kapılarından giriş yapan turist sayısı 3.078.781 kişi olmuştur. 2012 verilerine göre (3.013.945) % 2.151 lik artış görülmüştür. Turizm işletme belgeli olarak 379 konaklama tesisi, 95.237 yatak kapasitesine sahip bulunurken Yatırım Belgeli tesis sayısı 140 olup yatak kapasitesi 38.190 adettir. Tesis adedi ve yatak kapasitesi bakımından Bodrum ve Marmaris önde gelir. Yörenin bir diğer özelliği yat turizminin de gelişmiş olmasıdır. Limanlara gelen yat sayısı bakımından Marmaris ve Bodrum önde gelir, onları Datça, Fethiye ve Güllük izler. Yöredeki turizm faaliyetlerinin genellikle kıyı şeridinde yoğunlaşmış olduğu görülür.


İklim

Muğla ili Akdeniz iklimi etkisinde kalmaktadır. İklim üzerinde deniz etkisi ve yükseltinin yanı sıra, yer şekillerinin uzanışı da büyük rol oynar. 800 m. yüksekliğe kadar olan alanlarda "Asıl Akdeniz İklimi" ve daha yüksek alanlarda "Akdeniz Dağ İklimi" hissedilir. Maksimum-minimum sıcaklık değerleri, nemlilik, yağış miktarı ve hakim rüzgar yönleri yerel coğrafi koşullara göre değişmektedir.


Akdeniz iklimi ve enlem etkisine bağlı olarak yazları artan sıcaklık değerleri, kışları deniz etkisine ve yüksekliğe bağlı olarak kıyılarda ılık, dağlık kesimlerde düşüktür.


Muğla, Bodrum, Datça, Fethiye, Köyceğiz, Marmaris, Bozburun, Milas, Güllük ve Yatağan'daki meteoroloji istasyonlarında sıcaklık, yağış ve rüzgar özellikleri gözlenmektedir. Veriler incelendiğinde ilimizdeki gözlem evlerinde en yüksek ortalama sıcaklıkların Temmuz, en düşük ortalama sıcaklıkların Ocak aylarında yaşandığı, sıcaklık farklarının kıyı kentlerinde az, yüksek ve denize uzak kentlerde fazla olduğu görülür. Kaydedilen en yüksek sıcaklık 47 C (Marmaris) ve en düşük sıcaklık -12,6 C'dir. (Muğla) Muğla ilinde, Kasım-Mart ayları arasında sıcaklık düşmesine bağlı olarak bağıl nem yükselmektedir. Buna karşılık açık ve güneşli yaz aylarında sıcaklık artışına da bağlı olarak bağıl nem oranı düşmektedir.


Akdeniz iklimi yağış rejimi görülen ilde yazlar kurak, kışlar bol yağışlı geçer. Depresyonik (cephesel) yağışlar dışında, ilkbahar başlarında Muğla, Ula, Yatağan, Milas gibi genellikle karstik polye ovaları olan kara içlerindeki kentlerde konvektif (yükselim) yağışlar da gözlenir. Muğla, yıllık toplam ortalama yağış miktarı bakımından ülkemizde dördüncü sıradadır. (1.196 mm) Muğla ili kıyılarında deniz suyu sıcaklığı, iç ve dış turizm bakımından çok uygundur. Mayıs-Kasım aylarında Bodrum, Marmaris, Fethiye Koyları'nda ortalama deniz suyu sıcaklığı 20 dereceyi geçer. Yer şekillerinin uzanış durumuna göre Muğla ili kentlerinde kuzey rüzgarları az etkilidir. Daha çok güney, batı ve doğu sektörlü rüzgarların egemen olduğu kentlerde Keşişleme, Kıble ve Lodos yıl boyunca; Poyraz ise kış mevsiminde etkilidir. Kıyı kentlerinde yazları öğleden sonra esen Deniz Meltemi (İmbat) bunaltıcı sıcağı biraz olsun giderir.​



''